LAFONTEN
SÜT ÇÖMLEĞİ
Köyün
birinde, yalnız başına yaşına yaşayan, fakir bir kadın varmış.Bir
tanecik koyunundan
başka hiç kimsesi yokmuş.Koyunun sütünü sağar, satar, kazancıyla kıt kanat
geçinirmiş.Köylülerden biri, kasabada sütün daha çok para ettiğini söyleyince,
bizim fakir kadın, o günkü sütünü kasabaya götürmeye karar vermiş. Bir çömlek
sütünü başının üstüne koymuş, yavaş yavaş yürümeye
başlamış
Yolda yürürken düşünmeye başlamış:
-Bir
çömlek sütü kasabanın pazarında satsam, kazandığım parayla pazardan taze taze yüz yumurta alsam, eve gelir gelmez üç kuluçkaya
yatırsam, güzelce baksam, al sana bir sürü civciv.Bizim
bahçede piliç beslemek işten bile değil.Sadece tilkiye göz kulak olup, onu
piliçlerden uzak tutmalıyım.Hadi dikkatsiz davrandım, tilki piliçlerden bir
kaçını yedi.Ne çıkar?Kalanlar bana yeter.Onları satıp bir koyun daha alsam,
iyice beslesem, şişmanlatıp satsam.Parasıyla bir inek alsam.İneğim bir süre
sonra yavrulasa, kara gözlü bir danam olsa…O zaman keyfime diyecek olmaz,demiş
ve sevincinden hoplayıp zıplamaya başlamış.O sırada ayağı taşa takılıp
dengesini kaybedince, başındaki çömlek yere düşüvermiş.Ne dana kalmış,ne koyun
ne de kuluçka…Yerdeki bunca mala mülke yaşlı gözlerle bakakalmış zavallı
kadın.Sahip olduğu bir çömlek sütten de olunca, üzgün üzgün
yolunu tutmuş.
Güpegündüz rüyalarda gezince böyle olur
işte.
Elde
edeceklerin için sevinirken, sahip olduğun malından da olursun,
UNUTMA!!!!!!!!!!!
(((((((((((((((((
SON )))))))))))))))))))
YAZARIMIZ
JEAN DE
YAZAN
BÜŞRA
GÜLAYDIN