ATASÖZÜ
Atalarımızdan günümüze kadar ulaşan, belirli bir yargı içeren,
söyleyeni belli olmayan düz konuşma içinde kullanılan sözlerdir.
Atasözlerinin özellikleri şöyle sıralanabilir:
1-Halkın düşüncesini anlatır.
2-Ulusaldırlar.
3-Kişinin ruhuna hitap ederler.
4-Kesin tavırlıdırlar.
5-İnandırıcıdırlar.
6-Geniş halk kitlelerinin yüzyıllardan beri geçirdiği denemelerden ve bu
denemelerden oluşan düşüncelerden doğmuşlardır.
7-Yalın sözlerdir,anlatımları açıktır.
8-Doğa olaylarının oluşunu bildirirler.
9-Ahlak aşılarlar,ahlaklı olmayı öğretirler.
10-Bir veya iki cümleden meydana gelirler.
11-Bir çoğunda mecaz vardır.
12-Atasözlerinde söz sanatları vardır.
13-Kelimelerin yerleri değiştirilemez.Değiştirildiği zaman değişik
anlamlar ortaya çıkabilir.
14-Denenmiş sözler olduğu için doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.
ATASÖZLERİ
Acı patlıcanı
kırağı çalmaz:
Hayatta birçok problemlerle karşılaşıp bunlardan başarı ile çıkmış
olanlar,bundan sonra karşılaşacakları zorlukları da atlatıp başarı ile
çıkarlar.
Akıl kişiye
sermayedir:
Kişinin yaptığı işte başarı sağlaması,aklını kullanması ile orantılıdır.
Ayranım ekşidir
diyen olmaz:
Her kişi neyi ele almışsa onun iyi olduğunu savunur.
Baca eğri de olsa
dumanı doğru çıkar:
Yaradılışı itibariyle iyi olan kişi en kötü durumda bile olsa bu
niteliğini kaybetmez.
Bal demekle ağız
tatlanmaz:
Güzel sözler söylemekle güzel şeyler her zaman gerçekleşmez.
Besle kargayı oysun
gözünü: Kıymet
bilmez kişiler kendilerine yapılan iyiliğe,kötülükle karşılık
verebilirler.
Boşboğazı ateşe
atmışlar,odun yaş diye bağırmış
: Aklına her geleni söyleyen kişiler,toplum içinde sevilmezler
Büyük lokma ye
büyük söz söyleme:
Hayatta hiçbir zaman başkalarının durumu küçümsenmemelidir.
Cahil adam meyve
vermeyen ağaca benzer:
Bilgisiz kişiler etraflarına faydalı olamadıklarından ve davranışlarında
olumlu sonuçlar beklenmediğinden dolayı faydalı kişiler değildirler.
Can boğazdan gelir:
İnsanın hareketli ve üretken bir yaşam sürdürebilmesi için beslenme
biçimine dikkat etmesi gerekir.
Can çıkmayınca huy
çıkmaz: Hayat
boyu kazanılan alışkanlıklar da gelişir.Ama değiştirmek çok zordur.Kişi
ölünceye kadar devam eder.
Cefayı çekmeyen
sefanın kadrini bilemez:
Hayatında dert ve sıkıntı çekmemiş olan kişiler,mutluluğun kıymetini
anlayamazlar.
Çabuk parlayan
çabuk söner:
Layık olmadıkları makamlara getirilen kişilerin,bir süre sonra
yetersizlikleri ortaya çıkar.
Çağrılan yere
erinme,çağrılmayan yere görünme:
İnsanlar davet edildikleri yerlere mutlaka gitmelidirler.Çünkü davet
eden kişi tarafından istenmektedirler. Çağrılmayan yere gitmek ise
yüzsüzlük ve arsızlık olur.
Çürük tahta çivi
tutmaz: Esas
niteliği bozulmuş bir şeyi eski haline getirmek mümkün değildir.
Dağ başından duman
eksik olmaz:
Toplumda yüksek ekonomik ve sosyal seviyeye sahip insanların,bu
konumlarından kaynaklanan bir takım üzüntü ve sıkıntıları vardır.Bu
durum,zenginlik ve yüksek makam devam ettiği sürece hiç eksilmez.
Dağ dağ üstünde
olur,ev ev üstünde olmaz:
En olmayacak şeyler bile bir gün gerçekleşebilir.Ama iki ailenin aynı ev
ortamında yaşaması düşünülemez.
Damlaya damlaya göl
olur: Küçük
çabalar,büyük problemlerin çözümüne yardımcı olabilirler.
Danışan dağı
aşmış,danışmayan yolu şaşmış:
Bilmediğini başkalarına soran kimse,işi iyi ve çabuk bitirir.Fikir
alışverişinde bulunmayanlar ise başarı elde edemezler.
Darı unundan
baklava,incir ağacından oklava olmaz:
Kötü malzeme ile güzel bir iş meydana getirilemez.Yeteneksiz
kişiler,büyük sorumlulukların gerektirdiği çabayı gösteremezler.
Davul dengi dengine
diye çalar:
Birlikte yaşayacak veya arkadaş olacak insanların eşitiyle beraber
olması lazımdır.Yoksa yapılacak her işte başarısızlık kaçınılmaz olur.
Dikensiz gül olmaz:
Yaşanan her başarı ve mutluluğun yanında,bu sürecin parçası olan küçük
olumsuzluklar da mevcuttur.
Düt demeye dudak
ister:
Niteliği ne olursa olsun,bir işi başarabilmek için yetenek ve imkanlar
gereklidir.
Ecel geldi cihane,baş
ağrısı bahane:
Kişinin çok önceden belirlenmiş bir alın yazısı vardır.Bu kurala göre
zamanı gelince ölecektir.Bu ölüme bir neden bulunur.Esas sebep o kişinin
tanrı katına çağrılmasıdır.
Ecele çare olmaz:
Hayatta her durumun çaresi bulunabilir.Ama ölümü engellemek imkansızdır.
Eceli gelen köpek
cami duvarına işer:
Bir toplulukta bütün insanların kutsal saydığı şeyleri
kötüleyenler,hiçbir zaman sevilip istenmezler.
Edebi,edepsizden
öğren: Edepsiz
kişinin hareketlerini gören,sonuçlarını izleyen kişi, bunların
kötülüklerini görür ve yapmamaya çalışır
Eden bulur,inleyen
ölür:
Başkasına kötülük eden kimse en sonunda yaptıklarının cezasını çeker.
Ekmeğin büyüğü
hamurun çoğundan olur:
Verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine
bağlıdır.
Esirgenen göze çöp
batar: Bir
konu üzerine gereğinden fazla yoğunlaşmak,aksilikleri de beraberinde
getirebilir.
Evdeki hesap
çarşıya uymaz:
Planlanan durumlar ile ulaşılan sonuç,her zaman aynı olmayabilir.
Fakirlik ayıp
değil,tembellik ayıp:
Toplum yaşamında herkes aynı gelir düzeyine sahip olmayabilir.Fakir de
olsa zengin de olsa çalışmamak,başkalarının sırtından geçinmeye uğraşmak
tembelliktir.
Fala inanma,falsız
da kalma: Fala
inanmak doğru değildir,aslı yoktur.Yine de insan güzel sözler duymaktan
hoşlanır.
Fare,çıktığı deliği
bilir:
Toplumun onaylamadığı işleri yapanlar,sıkıştıkları zaman nasıl hareket
edeceklerini önceden hesaplarlar.
Faydasız baş,mezara
yaraşır:
Hiçbir iş yapmadan başkalarının sırtından geçinen kimseler ölmüş
sayılırlar.Çünkü ölülerin de faydası yoktur.
Fazla aş,ya karın
ağrıtır ya baş:
Çok yemek kişinin sağlığını olumsuz yönde etkiler.Bu yüzden kararında
yemek gerekir.
Fazla naz aşık
usandırır:
Kişinin kaprislerine yakınları bir süre katlanabilirler. Ama bu naz
devam edecek olursa etrafındakilere de sıkıntı verir.
Felek kimine kavun
yedirir,kimine kelek:
Aynı toplumda şanslı ve şanssız kişilerin bir arada bulunmaları
doğaldır.
Fukaranın
düşkünü,beyaz giyer kış günü:Toplumda
saygın bir yeri olan kişiler,mevki kaybına uğradıklarında aykırı
davranmaktan çekinmezler
Fukaranın tavuğu
tek tek yumurtlar:
Kişinin içinde bulunduğu çevrenin ekonomik ve sosyal yapısı,ulaşılan
sonuçların niteliğini etkiler.
Garibin yardımcısı
Allah'tır:
Garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü oranında ancak
Allah yardım eder.
Garip kuşun
yuvasını Allah yapar:
Tanrı'ya inanmış kişileri,tanrı sıkıntı içinde bırakmaz.Onlar bir süre
sıkılsalar da Tanrı bir yerden bir şey bağışlayarak sıkıntılarını ya
kaldırır ya da hafifletir.
Geç olsun,güç
olmasın(Başarılması çok zor işler için söylenir):
Yapılan işlerin başarıya ulaşması ve birtakım engellerin ortadan
kaldırılması için fazla zaman harcanmasının ziyanı yoktur.
Gel demek kolay,git
demek güçtür:
Bir konuğu davet etmek,bir insanı iş bulup yerleştirmek kolay ve zevk
verici uğraşlardır.Ama sıkıntı veren konuğa artık git demek,işini hafife
alan kimseye işe gelme demek çok zordur.Bunun için insanlara bir
iyilikte bulunulacağı zaman iyi düşünülmeli,layık olana bu hizmet
verilmelidir.
Gelen gideni aratır
: Tanışılan kişiler,unutulanlardan daha büyük hatalar yapabilir
anlamında kullanılır.
Gezen ayağa taş
değer:
Gereksiz davranışlarda bulunan kişiler, kendilerine zararlı durumların
ortaya çıkmasına sebep olabilirler.
Göz görür,gönül
çeker: Kişi
ancak ilgi duyduğu konulara karşı gözlemde bulunur
Hacı hacıyı
Mekke'de bulur:
Aynı düşüncede olan insanlar,ayrı ayrı davransalar bile bir gün aynı
yolda buluşurlar.Kendilerine ait yolda veya yerde
buluşurlar,birbirlerini bulurlar.
Hacı
Mekke'de,derviş tekkede:
İnsanlar yetişme şekillerine göre kendilerine uygun bir ortamda
yaşarlarsa mutlu olabilirler.Yoksa ömürleri sıkıntı içinde
geçer.Bulundukları yerde sevilmez ve istenmezler.
Haddini bilmeyene
bildirirler:
Yetkili olmadığı konularda ahkam kesenler,hak ettikleri durumlarla
mutlaka karşılaşırlar.
Hak deyince akan
sular durur:
Anlaşmazlıklarda doğruluk,dürüstlük,tarafsızlık, hakkaniyet yolundan
hareket edilirse kimsenin söyleyecek bir sözü,eleştirisi kalmaz.
Hak doğrunun
yardımcısıdır:
Tanrı,doğru olana yaptıklarının mükafatını mutlaka verir.Doğru kimseler
ilk planda başarısız gibi görünseler de tutumlarını devam ettirdikleri
sürece başarıya ulaşacaklardır.
Helal kazanç ile
pilav yenmez:
Doğrulukla ve ahlakla elde edilen kazanç,insanı kısa yoldan zengin
etmeye yetmez.
Horoz ölür,gözü
çöplükte kalır:
Uzun süre yaşanan mekanların unutulması kolay olmaz.
Huylu huyundan
vazgeçmez:
Kişilik,uzun bir zaman diliminde oluştuğu için ani değişikliklere müsait
değildir.
Irmak kenarına
çeşme yapılmaz:
Birbirine zıt verimlilikteki iki kurum veya sosyal müessesenin,aynı
ortamda varlıklarını sürdürmeleri zordur.
Irmaktan geçerken
at değiştirilmez:
Yapılmaya başlanan bir işte,ilk zamanlar başarı elde edilmeyebilir.işin
daha başarılı yapılması için uygulanan yöntemler de değiştirilebilir.
Olumsuz bir ortamda yöntem değiştirmek doğru değildir.İyi sonuçlar
vermez.
Isıramadığın eli öp
de başına koy:
Yaşam içinde bir takım mücadeleler yapılacaktır. Bu kavgada düşman
bizden çok güçlü ise onunla kavga etmemek gerekir.Kavga edilirse
yenilmek muhakkaktır.
Isıran it,dişini
göstermez:
Kötülük yapmayı düşünen kişi,bunu zamanı gelince ve aniden
gerçekleştirir.
Islanmışın
yağmurdan pervası yoktur:
Bir konuda büyük zarar görmüş kişi,benzer zararlardan korku duymaz.
Ismarlama hac,hac
olmaz: İnsan
kendi işini kendi yapmalıdır. Başkasına yaptırılan işten başarı elde
edilemez.
Işığını akşamdan
önce yakan,sabah çırasına yağ bulamaz:
İnsanlar savurganlık yapmamalıdırlar.Parasını gereksiz yere
harcayan,gerektiğinde para ve mal bulamaz.Zorluk içinde kalır.
İbadet de (mahfi)
gizli,kabahat da:
İbadet Tanrı ile kul arasındadır.İbadeti başkalarına gösteriş için
yapanlar Tanrı'nın emirlerini,kulluk görevini yerine getirmemiş olurlar.
İnsan bazı kusurları yaparak olgunlaşır,tecrübe kazanır.Bunun için
olgunlaşmamıza yarayan kusurların da gizlenmesinde yarar vardır.
İçi beni yakar,dışı
eli: Her şey dıştan göründüğü
kadar güzel olmayabilir.
Dış görünüşe aldanmak doğru değildir.
İğreti ata binen tez iner: Kendi malımız
olmayan malzemeye güvenip bir işe başlamak doğru değildir.Malzemenin
sahibi,malını geri istediği zaman zor durumda kalır.
İğneyi evvela
kendine sok,çuvaldızı başkasına:
Kendisi en küçük bir sıkıntıya katlanamayan kimse,başkalarına çok büyük
sıkıntı vermemelidir.Kendisi küçük kötülüğe katlanamayan,başkalarına
kötülükler yapmaktan kaçınmalıdır.
İki deliye bir
akıllı:
Birbirine zıt iki kişinin arasını bulacak, mantıklı bir kimsenin
bulunması mutlak gereklidir.
İnsan insanın
şeytanıdır:
Arkadaş seçiminde dikkatli ve özenli olmak gereklidir.Kötü arkadaş
kişiyi yoldan çıkarır,saptırır.
İti,öldürene
sürütürler:
Bir kişinin sorumluluğundaki görev kötü şekilde sonuçlanırsa,bu sonucun
düzeltilmesi için bizzat o kişi çaba göstermelidir.İşin sorumluluğu onu
yapana ait olacaktır.
İyilik eden iyilik
bulur:
Etrafına iyilik eden kimse gün gelir zor durumda kalırsa ona da iyilik
yapılır.Her şeyin karşılığı muhakkak vardır.
Kabahat da gizli
olmalı,ibadet de:
Yapılan bütün işlerde işin özüne inmeye gayret edilmelidir.Başkalarına
gösteriş için yapılan hiçbir işten,davranıştan iyilik ve hayır beklemek
mümkün değildir.
Kabahat ölende
değil,öldürendedir:
Yapılan her işte karşımızdakini sinirlendirmekten
kaçınmalıyız.Karşısındakini söz ve hareketleri ile aşırı tahrik eden
kimse,onun hücumlarına karşı çaresiz kalabilir.Hatta ölebilir de.Bunun
nedeni kendini kaybedip bu cinayeti işleyende değil,onu da o derecede
tahrik edip cinayeti işletendedir.
Kaçan balık büyük
olur: Kişi
elindeki imkanları iyi ve zamanında kullanmasını bilmelidir.Zamanında
kullanamaz ve fırsatı kaçırırsa küçük bir fırsatı büyükmüş gibi gösterir
ve boyuna aynı şeyleri söyler.Çünkü fırsatı değerlendirememenin
ezikliğini hisseder durur.
Kadı anlatana göre
fetva verir:
Herkes bildiğini ve gördüğünü eksiksiz olarak söylemelidir.Çünkü
dinleyen,olayı görmeyen kimseler anlatılana göre karar verirler.
Kadı ekmeğini
karınca yemez:
Kadı,kanunların uygulayıcısı olduğu için kimse onun malına
dokunamaz.Sonucunun kötü olacağını bilir.Kadılar hakkın,kanunun ve
düzenin temsilcisi oldukları için kimse onların mallarına kötü gözle
bakmaz,bakamaz.
Kanaat gibi devlet
olmaz:
Elindekiler ile yetinmesini bilen kimse sıkıntı çekmez.
Koyunun bulunmadığı
yerde keçiye Abdurrahman çelebi derler:
Bir şeyin çok kıymetlisi bulunmazsa daha aşağı değerde olan kıymet ve
itibar kazanır.
Kuru laf karın
doyurmaz : Bir
gayret göstermeden,bir yatırım yapmadan yalnızca boş sözlerle başarı
elde etmek mümkün değildir.
Laf ile peynir
gemisi yürümez :
Bir kimsenin kendini övmesi ile gereken işte gereken sonuçlar alınmaz.
Laf lafı açar:
Karşılıklı konuşmalarda konuşma bir süre uzadığı zaman,sözden başka söze
geçilmeye başlanır.Başlangıçta hiç düşünülmeyen konulara kadar söz uzar
gider
Laf torbaya girmez
: Bir konu hakkında sarfedilen sözler üzerinde iyice
düşünülmelidir.
Latife latif gerek:
Şakalar karşısındakini kırmayacak biçimde olmalıdır.Şaka
yapan,karşısındakini çok iyi anlamalı,kırmadan,incitmeden şaka
yapabilmelidir.
Leyleğin ömrü
laklak ile geçer :
Aylak kişiler bütün günlerini orada burada boş laflar söyleyerek boşa
geçirmiş olurlar.
Lodosun gözü yaşlı
olur : Lodosun
sonunda yağmur yağar
Lokma çiğnemeden
yutulmaz : Bir
işin iyi sonuçlanması için gereken önem ve çalışma gösterilmelidir.
Lokma karın
doyurmaz,şefkat artırır:
Bir kişiye armağanlar vermek,o kişinin ihtiyaçlarını karşıladığı için
değil aradaki sevgiyi çoğalttığı için çok değerlidir.
Mahkeme kadıya mülk
değil :
İnsan,yaşamı süresince güçlü makamlara gelebilir.Böyle makamlara gelince
etrafındakilere böbürlenmemelidir.Çünkü gün gelecek,bu makamı bırakmak
zorunda kalacaktır.
Mal adama hem
dost,hem düşmandır:
Mal insanı rahat ve huzurlu yaşattığı için dosttur.Aynı zamanda,zengin
olmanın getirdiği tehditlerden dolayı düşmanıdır.
Mal canı
kazanmaz,can malı kazanır:
İnsanlar fazla kazanacağım diyerek sağlıklarını tehlikeye
atmamalıdırlar.Kişi sağlıklı olursa mal kazanması,pek çok kazanması
mümkündür. Ama sağlığını kaybederse mal da kazanamaz olur.
Mal canın
yongasıdır :
Can her şeyden kıymetlidir.Zorluklarla elde edilen mal da cana yakın
değer taşır.
Mal melameti örter:
Zengin olmak,insanların kusurlarını görmezden gelmelerine yardımcı olur.
Malını yemesini
bilmeyen zengin her gün züğürttür:
Züğürt kimse parası olmadığı için zorluk içindedir.parasını yiyemeyen
kimseler ise paraları olduğu halde bu yokluğu çekenlerdir.
Mart ayı,dert ayı
: Kış ile ilkbahar arasındaki geçiş dönemi olduğu için insanlar
hastalıklara daha kolay yakalanırlar.
Meyhaneciden kefil
istemişler,bozacıyı göstermiş
: Toplumda uygunsuz işleri yapanlar kendi haklılıklarını,benzer
kişileri göstererek savunmaya çalışırlar.
Mühür kimde ise
Süleyman odur :
Bir konuda yetkili kim ise onun sözü geçer.
Mürüvvete endaze
olmaz :
Yardımseverliğin ölçüsü olmaz
Namaza meyli
olmayanın ezanda kulağı olmaz
: Bir işin bütününü istemeyen kimseler,o işin ayrıntıları ile hiç
ilgilenmezler.
Nasihat isteyen
tembele iş bulursun:
Tembel kimseler kendisine söylenen işi başka türlü yorumlayıp,bu yorum
üstüne fikirler ileri sürerek o görevi yapmak istemezler.Veya kendisine
önerilen işi başka bir biçimde yapmayı öğrenirler.
Ne doğrarsan
aşına,o çıkar kaşığına:
Kişi çok çalışırsa gelecek günleri de başarılı olur. Kazancı bol olur.Az
çalışırsa kazancı,başarısı da az olur.
Ne ekersen onu
biçersin :
Kişiler çevrelerine nasıl davranırlarsa öyle cevap alırlar.
Ne idik,ne olduk:
İçinde yaşadığımız toplum çok hızlı değişiyor.Biz bu toplumda
bulunduğumuz ortamdan çok değişik ortamlara geldik.Bundan sonra da
nerelere geleceğimiz, neler olacağı belli değil.
Ne oldum
dememeli,ne olacağım demeli:
Esas olan başarının niteliğinden çok devamlılığıdır.
Ne verirsen
elinle,o gelir seninle:
İnsanlar yaşamları boyunca daima iyilik yapmalıdır. Bu iyiliklerin
karşılığı,bir gün mutlaka sahibini bulacaktır.
Nerede birlik,orada dirlik:
Kişiler arasında anlaşma,duygu ve düşünce birliği olursa orada
huzur,güven ve düzen olur.
Nerede
hareket,orada bereket
: Çalışmanın çok olduğu yerde,bu çalışmaların sonucu olan ürünler
de çok olur.
Niyet hayır,akıbet hayır
:Bir işe başlarken iyi niyetle hareket edilirse sonuç ta iyi olur.
Oğlan dayıya,kız
halaya çeker:
Oğlan çocuğu genlerin tesiri ile dayıya,kız ise halaya çeker,onun
hareket ve tavırlarını alır.(Halk arasında yapılan bir yorumdur)
Oğlanınki oğul bağı,kızınki bahçe
gülü: Kişinin torunu oğlundan olursa oğul
balı diyerek,kız evlattan olursa bahçe gülü diyerek sevinir.
Olacakla öleceğe
çare yoktur:
İnsanların yaşam boyu karşılaşacakları ne varsa doğarken belli olur ama
kişi bunu bilmez.Başımıza gelen ve elimizde olmayan sebeplerle oluşan
olaylara çok üzülmemek gerekir.
Olmaz olmaz deme,olmaz olmaz
:Hayatta hiç ummadığımız olaylar, en şaşırtıcı biçimde karşımıza
çıkabilir.
Orman olur da domuz
olmaz mı? :
İyi bir ortamda çıkarcılar bulunabilir.bulunması doğaldır.
Otu çek köküne bak
:Bir kimsenin hakkında tam olarak bilgi sahibi olmak istenirse o
kimsenin soyunu sopunu çok iyi incelemek gerekir.
Ödünç;güle güle
gelir,ağlaya ağlaya gider:
Ödünç verilirken veren de alan da güler yüzlüdür.Mutludur.Ödünç alınan
geri verilirken ise durum değişiktir.Para veren kimse de parasını
zamanında alamazsa tarafların arası çok çabuk bozulur.
Öfke baldan tatlıdır
:İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır, rahatlar.
Öfkeyle kalkan
zararla oturur:
Aniden öfkelenerek sergilenen davranışlar kırıcı olur. Sonuçları önceden
tasarlanamaz.
Öküze boynuzu yük değil
:Meşgul olduğu iş,kişiye yük olmaz. Onları
yaşamının bir parçası olarak kabul eder
Öksüz çocuk
göbeğini kendisi keser:
Bir koruyanı,kollayanı olmayan kimseler her işlerini kendileri yapmak
zorundadır.
Ölenle birlikte ölünmez:
Ölüm kaçınılmazdır.Ölen bir kimsenin ardından yas tutmak ta onu geri
getirmeyecektir.Bu durumu bilerek ona göre davranmak gereklidir.
Ölüm var,dirim var:
İnsanlar malını ve zamanını,varlığını düşünerek kullanmalıdır.geleceğini
düşünmelidir.
Ön tekerlek nereye giderse arka
tekerlek de oraya gider :Bir ailede
büyükler nasıl bir yaşam içindelerse çocuklar da benzer bir hayat
sürdürürler
Öpülecek el
ısırılmaz:
Hürmet gösterilmesi gereken kişilere saygısızlık etmek hatadır
Padişah yasağı üç gün sürer:
Padişahlık idaresi,bir kişinin sözünün geçtiği bir
yöntemdir.Keyfidir.Bugün çıkarılan yasaklar,yarın bir neden ile ortadan
kaldırılırlar.Bunun içindir ki emirlerinin devamlı olacağını düşünmemek
lazımdır.
Palamut çok biterse
kış erken olur:
Uzun yılların tecrübesine dayanılarak elde edilen sonuçlara göre meşe
ağaçlarında palamudun çok olması kışın erken geleceğini gösterir.
Papaz her gün pilav yemez:
Her işi daima bir kişiye yaptırmak doğru değildir.O kişi çok defalar ses
çıkarmadan bu sıkıntıya katlandıysa da günün birinde yapamayacak duruma
gelir ve yapmaz.Bunun için insanları usandırmayacak bir yöntem izlemekte
yarar vardır.
Para dediğin el
kiri :
İnsanlar bütün ömürlerini paraya bağlamamalıdırlar.
Para ile imanın kimde olduğu
bilinmez: Para bütün toplumlarda dikkati
çeken bir araçtır.İman ise tanrı ile kul arasında olduğu için
başkalarının bilmesine gerek yoktur.Söylenilmesi de acayiplik yaratır.
Pazar ilk pazardır
: Pazara götürüp satmak istediğimiz mala verilen ilk fiyat en iyi
fiyattır.
Perşembenin gelişi,çarşambadan
bellidir :Bir işin nasıl sonuçlanacağı,işin
bugünkü durumundan belli olur.
Pilav yiyen,kaşığı
belinde gerek :
Bir işe girişmek isteyen kimseler o iş için gerekenleri yanlarında
bulundurmak zorundadırlar.
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın
:Kişi,bir olayın sonuçlanması için elinden gelen gayreti göstermelidir.
Rağbet güzel ile
zenginedir:
Güzel ve zengin olan kimseler her zaman ilgi görürler.El üstünde
tutulurlar.
Rahat ararsan mezarda
:yaşayan her kişinin az veya çok kendine göre bir derdi,sıkıntısı mutlak
bulunur.
Ramazanda yalan
söyleyenin yüzü,bayramda kara olur:
Hayatta her zaman doğru olmalı,doğru davranılmalıdır. Yalan
söylemek,belki bir zaman için etrafımızdaki kandırmamıza neden olur.Ama
gelişen olaylar,söylenen yalanı bir gün mutlak surette açığa çıkartır.
Rençber kırk yılda,tüccar kırk
günde: Rençberin büyük emek harcayarak
kazandığını, tüccar küçük bir ticaret oyunu ile kazanır.
Rüşvet kapıdan
girince insaf bacadan çıkar:
Doğru yoldan ayrılan ve şerefini rüşvet için feda eden kişiden her
kötülüğü beklemek gerekmektedir.
Rüzgar eken fırtına biçer
:Etrafında bulunanlara her zaman kötülük yapan kimseler sonunda mutlaka
büyük kötülüklerle karşılaşırlar
Rüzgar esmeyince
yaprak oynamaz :
Meydana gelmiş hiçbir olay sebepsiz değildir.
Rüzgara karşı tüküren,kendi yüzüne
tükürür: Kendi gücünün üstünde bir güç ile
uğraşmak isteyen kimseler sonunda kendileri ziyanlı çıkarlar.
Rüzgarlı havanın
kuytusu,yağmurlu havanın uykusu
: Rüzgarda kuytu bir yer bulmak rahatlıktır.
Sabah ola,hayır ola:
Sabahlar güçlü başlangıçlardır.Verimlili için günün bu saatlerini
değerlendirmek gereklidir.
Sabır
acıdır,meyvesi tatlıdır
: Bir konuda sıkıntılı günlere katlanmak zordur.Ama dayanıldığı
takdirde sonuçları güzeldir.
Sabreden derviş,muradına ermiş:
Sabırlı olan kişiler,isteklerine kavuşurlar.Sabır ile mücadele
edildiğinde başarı mutlaka bizim olacaktır.
Sabrın sonu
selamettir:
Karşılaştığı bütün zorluklardan hemen yılıp kaçmayan, sabretmesini bilen
kimselerin işleri sonunda başarıya ulaşırlar.
Saç sefadan tırnak cefadan uzar : Keyifli insanların saçları,sıkıntıda
olanların tırnakları uzar.(yaygın bir halk görüşü)
Saçım ak mı kara
mı?Önüne düşünce görürsün:
Konunun nasıl olduğunu sormaya gerek yoktur.Çok geçmeden bitecektir
anlamında kullanılır.
Sana taşla vurana
sen aşla vur :
Kötülük yapan kimselere iyilik yapmak insanlık kuralıdır.
Sanat altın bileziktir
:Sanat bir kimsenin bir işi en iyi bir biçimde her yerde ve şartta
yapmasıdır.
Şahin ile deve
avlanmaz : Her
işi yapmanın bir yöntemi vardır.
Şahin küçük et yer,deve büyük ot
yer: İnsanlar fiziki görünüşlerine göre
değil,yaradılış özelliklerine göre davranırlar. Görünüşü küçük olan
kişi, her zaman güçsüz olarak görülmemelidir.
Şakanın sonu
kakadır:
Devamlı şaka yapmak hatalıdır.Önce güzel ve eğlenceli gelirse de bir
zaman sonra dayanma gücü azalır ve küçük kırgınlıklar ortaya çıkar.
Şaşkın ördek başını
bırakır,kıçından dalar: Her iş,bir düşünce
ile,bir plan ile yapılmalıdır.Ne yaptığını iyi bilmeyen
kimseler,giriştikleri işlerde akılcı yollardan ayrılırlar.
Şer işi uzat hayra
dönsün,hayır işi uzatma şerre dönmesin:
Kötü olan işlerin üzerinde çalışmalı,o işi iyiye çevirmelidir.İyi olan
işleri hemen sonuçlandırmak gereklidir.
Şeriatın kestiği parmak acımaz:
Kanunlar herkese eşit olarak uygulanmalıdır. Böyle olursa,kanunda
yazılan cezaya kimse itiraz edemez,boyun eğer.
Şeytanla ortak
buğday eken samanını alır
: Hilekar,sorumsuz kimselerle ortak olanlar,yapılan işin zararını
yüklenirler.
Şimşek çakmadan gök gürlemez
:Söylenen,konuşulan her olay daha önceki başka bir olaydan kaynaklıdır.
Şöhret felakettir:
Ünlü olmak birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir.
Tabak sevdiği deriyi yerden yere
çalar: İnsanlar,ileride başarılı olmasını
istedikleri kişileri kıyasıya çalıştırırlar.
Tabancanın dolusu
bir kişiyi,boşu kırk kişiyi korkutur:
Tabancayı,sinirli olunan durumlarda lüzumsuz yere kullanmak sahibinin
başına dert açar.Ama tabanca;taşıyan kişinin belinde iken çok kimse bu
durumdan ürker.
Talihsiz hacıyı deve üstünde yılan
sokar: Düşündüğünü uygulaması nasip
olmayacak kişinin karşısına,hatıra hayale gelmeyen engeller çıkar.
Tandır başında bağ
dikmek kolaydır:
Hayal kurmakla sorunlar çözümlenemez. Esas problem,düşleri uygulama
alanına sokmaktır.
Tarla çayırda,bağ bayırda
:Tarla ve bağ alırken yerlerine dikkat edilmelidir.
Taş düştüğü yerde
ağırdır :
İnsanın değeri bulunduğu çevrede iyi bilinir.
Tatarın kılavuza ihtiyacı yok :Yapacağı işi çok iyi bilen kimselere
başkalarının yardım etmesi gerekmez.
Tebdil-i mekanda
ferahlık vardır :
Kişi bulunduğu yerde yeni kimselerle tanışırsa rahatlar.
Ucuzdur vardır bir illeti,pahalıdır
vardır bir hikmeti: Ucuz mallar genellikle
kalitesizdirler.Kısa bir zaman sonra kullanılamaz hale gelirler.Bunun
için o mal bize daha da pahalıya gelmiş olur.
Ummadığın taş baş
yarar : Dış
görünüşe bakılıp verilen kararlar,bazen büyük hatalara yol açabilirler.
Umut fakirin ekmeğidir
:Fakir olan kimseler,kısa süre sonra durumlarının değişeceğini düşünerek
avunurlar.
Ustanın çekici bin
altın :
Sanatkar kimseler bir çok kişinin yapamadığı bir işi çok kısa bir sürede
küçük bir hareketle yapıverirler.
Uyku ölümün kardeşidir:
Uyuyan kimsenin dünya ile ilgisi kesilir.Olup bitenden haberi olmaz.
Uyuyan yılanın
kuyruğuna basma :
Kimseye zararı dokunmayan kimseleri kızdırmak,başkalarının zarar
görmesine yol açabilir.
Uzaktan davulun sesi hoş gelir:
Özelliğini iyi bilmediğimiz iş ve konuların sıkıntılarını da bilmemize
imkan yoktur.Bazen çok zor bir konuyu çok kolaymış gibi kabul ettiğimiz
de olur.
Üç elli,yaz belli:
kasım ayının sekizinden sonra üç defa elli gün sayılırsa nisan
ayına,yani havaların ısındığı aya girilmiş olunur.Soğuklar biter.
Üç göç,bir yangının yerini tutar :Bir yerden bir yere taşınma zahmetli ve
ziyanlı bir iştir.
Üremesini bilmeyen
it,sürüye kurt gelir:
Bir toplulukta nasıl davranılması gerektiğini bilmeyen
kimseler,kendileriyle birlikte başkalarının da başına dert açarlar.
Üşenenin oğlu,kızı olmamış
:İnsan bir varlık elde etmek istiyorsa tembel tembel oturmamalıdır.
Üzüm üzüme baka
baka kararır :
Çok samimi olan kimseler, birbirlerinin huylarını benimserler
Üzümün çöpü var,armudun sapı:
Her konunun kendine göre ufak olumsuzlukları bulunabilir.Bir işin olumlu
yönleri dururken,olumsuz olanları üzerinde yoğunlaşmak doğru değildir.
Üzümün ye de bağını
sorma :
Sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir.
Vücut kocar,gönül kocamaz:
Hangi yaşta olursa olsun kişi gönlü sayesinde hep genç kalmayı
başarabilir.
Verirsen
doyur,vurursan duyur:
Yardım yapılacaksa gereken ölçüde yapılmalıdır.
Veren el,alandan üstündür:
Yardım ve iyiliksever kimseleri herkes scver,sayar.
Varsa pulun,herkes
kulun;yoksa pulun dardır yolun:
Parası çok olan kimseye herkes iltifat eder,yakınında bulunmak
ister.yoksullara kimse yüz vermez.Adını deliye de çıkarabilirler.
Varsa hünerin,her yerde vardır
yerin: Hüner,kişinin her şartta en iyi
yaptığı, başarılı sonuç aldığı yeteneğidir.Bunun içindir ki her kişi
mutlak bir hüner sahibi olup,hayata öyle atılmalıdır.
Vakit nakittir:
Zaman en değerli varlığımızdır.Hayatımızdaki en küçük bir anı bile boşa
geçirmemek lazımdır.
Yabancı koyun kenarda yatar:
Toplumdaki kişiler kısa zamanda büyük yakınlık göstermedikleri için yeni
gelenler yabancılık çekerler.
Yağ yiyen köpek
tüyünden belli olur:
Hiçbir sebep yokken yaşama düzeyi birden değişen,yükselen kişinin
çaldığı ve rüşvet aldığı bellidir.
Yağmur yağsa kış olur:
Kişi halin bilse hoş olur:İnsanların etraflarına karşı
davranışları,kendi sosyal durumları ile orantılı olmalıdır.
Yakasından atmak:
Zorlu bir işi başkasına yüklemeye çalışmak.
Yalancı kim?İşittiğini söyleyen:
İnsanlar her duyduklarını,doğrulamadan başkalrına söylememelidirler.
Yalnızlık Hakk'a
mahsustur: Tek
başına olmak,Tanrı'ya ait bir durumdur.
Yanık yerin otu tez biter:
İnsanlara büyük ıstırap veren olaylar,bir zaman sonra unutulur.
Yol sormakla
bulunur: Bir
işe doğru başlamak için bilmediklerimizi sormak, öğrenmek lazımdır.
Yolundan giden yorulmaz:
Yapacağı işin tekniğini iyi bilen,uygulamasında deneyim sahibi olan
kimse yapacağını önceden tespit eder,sonra uygular.Sonuca sıkıntısız
ulaşır.Bunları bilmeyenler ve uygulamayanlar deneme yanılma yöntemi ile
hem çok para,hem çok zaman kaybederler.Hem de meydana çıkan iş arzu
edilen düzeye erişmez.
Yük altında ancak
eşek kalır:
İnsanlık sıfatı olan kimse kendisine yapılan iyiliğin altında kalmaz.Bir
zaman bulur,karşılığını verir
Zahmetsiz rahmet olmaz:
Çaba göstermeden,sıkıntı çekmeden arzu edilen güzel ve iyi sonuçlara
ulaşılmaz.
Zaman sana uymazsa
sen zamana uy:
İçinde yaşanılan zamanın şartları,bizim düşünce ve davranışlarımıza
uymayabilir.Kendi düşüncelerimizi kabul ettirmek için etrafımızdakiler
ile sürtüşmek doğru değildir.Zamanın gidişine uymak,ona göre davranmak
en çıkar yoldur.
Ziyan olan koyunun kuyruğu yağlı
olur: Elden kaçırılan fırsatlar küçük olsa
da çok büyük görünür.Kişinin dilinden hiç düşmez.Hep büyüterek ondan
bahseder.
Zemheride sür de
çalı ile sür:
Tarlanın zemheride sürülmesi ekinin iyi olması için çok
önemlidir.Tarlayı dikkatli ve derin sürmek gerekir.
Zengin arabasını dağdan
aşırır,züğürt düz ovada yolunu şaşırır:
Varlıklı kişi,parasının ve itibarının çokluğu ile olmayacak işlerini
bile kolaylıkla görür.Fakir ise parası olmadığı için en olacak işini
bile bitiremez.
Zenginin basması
ipekli görünür:
Zengin kişilerin giydikleri,yedikleri en pahalısından seçilmiş
zannedilir.
Zengin kesesini,züğürt dizini döver:
Maddi durumu çok iyi kişiler her zaman parası ile övünür.Züğürt ise
arzuladığı iş parası olmadığından yapamayacağı için üzülür.Istırap ve
sıkıntı
çeker. (Kaynak:
http://www.edebiyatdunyasi.com)
ANASAYFA |